01
"Nisanın Gözyaşları" kitabımdan ve diğer çalışmalarımdan seçilmiş şiirler...
HAYAL
Bir yağmur hayal ediyorum
İçimde kuruyan bahçeler var
Gönlümün toprağında gezen yâr
Çisil çisil kokun gelir sineme
Bir yağmur olsan
Sırılsıklam sen düşersin her hücreme
Bir yağmur hayal ediyorum
Hasret yangınımı söndürecek
Gönlümün toprağında gezen yâr
Yüreğime dokunan çiğ tanem
Bir yağmur olsan
Cemre gibi düşersin hasretimin ayazına
Bir nefes hayal ediyorum
Anlamı yok boşa geçen zamanın
Soluğum yetişmiyor hiçbir yarına
Tüm yaşanmış vakitler dünde kalmış
Bir nefes olsan
Toprağa üflenen can gibi dolsan içime
Bir nefes hayal ediyorum
Korkularımı alacak apansız
Soluğum yetişmiyor hiçbir yarına
Yaşamak sevmekmiş asıl lügatte
Bir nefes olsan
Ömür diye çeksem ciğerlerime
Bir vuslat hayal ediyorum
Bağışlanması gibi İsmail'in İbrahim'e
"Ol!" deyince oldurana sığındım
Gelmek fiilinden sekineler yapalım
Hiç yorulmam söz
İster kış gibi ister bahar gibi gel
Bir vuslat hayal ediyorum
Sensiz kaç geceyi yendim boğuşarak
"Ol!" Deyince oldurana sığındım
Baharı bekleyen çiçekler gibi gel!
Eylül de olsan solmam baş ucunda
İster nefes gibi ister ölüm gibi gel...
SEN BİLMİYORSUN
Senin şehrinden batar güneş
En son sende karanlığın izi
Senin için güneşi tutmak isterdim
Karanlık yalnızlığına ziya
Gelecek yarınlarına huzurolsun
Neylersin ki hüzün yanımsın
Sen bilmiyorsun
Uzaklardayım kendimden
Sana yakın olduğum kadar uzak
Olmak istediğim yerdeyim
Umutlar sakladığım gecelerde
Ay karanlık düşlerdeyim
Soluğuna dokunmak isterdim
Neylersin ki hüzün yanımsın
Ama sen bilmiyorsun
Güneş'in doğduğu yerden
Gün gibi doğmak isterdim karanlıklarına
Şafak'la birlikte gözlerine dokunmak
Şu yağmurlarda ıslanmak seninle
Neylersin ki hüzün yanımsın
İmkan'sızım
Ama sen bilmiyorsun
ŞAİRİN KALEMİ
Sarı saman kağıtlara yazıldı,
Sayfa sayfa yokluğun ve
Ne varsa içimde, senden kalan.
Yazmakla biter mi sandın?
Yalın ayak, dikenli yollarında hasretin,
Yol almak gibi vuslata.
Zincirlere bağlı bir mahkûm gibi sana gelemeyişlerimi,
Huzuru sensiz bulamayışımı,
İçimin çıkmaz sokaklarını,
Mısra mısra solumak acıyı,
Yazmak biraz da kanatmaktı kalbimi.
Belki de yaldızlı bir kafesteki kuş gibi ömrüm,
Kanat çırpınışlarım nafile,
Ama yine de beklemek kalbin yangınıyla,
Gökyüzüne açılacak bir yolu.
Sevdiğini insan ayıramıyor beklerken;
Kalbinden, gözünden, ömründen,
Etle tırnak gibi,
Şairin kalem ve kâğıdı gibi...
Birlikte yaşayamayacağımıza inanmamak için,
Sana her ihtiyacım olduğunda adını yazarım içten içe.
Dua olur mısralar,
Dua, umut değil miydi?
Azıyla yetiniyorum hayatın bana verdiklerinin,
Değerli bir şey saklamak istiyorsan eğer bizden kalan,
Anahtarını at yüreğinin
Mavi gökyüzüne düşen yüzün
Sana yazdıklarım kadar özgür olup
Kanatlanayım yurduna...
Şiir dolu kâğıtlarım ile sevgili.
GEL SEVGİLİ
Öyle dedi;
Sen üşürsün,
Soğuğu sevmezsin,
Buralar soğuk.
'Sensiz dört mevsimim kış' diyemedim.
Sen varsan her yer bahar,
Her yer papatya,
Her yer çocuk gülüşü,
Canım avuçlarında kelebek,
Sen yağmur, ben çorak toprak diyemedim.
Şimdi sensiz her yer ayaz,
Ellerimde şubat,
Gözlerimde eylül,
Kolay mı sandın yürekte yaşanan ayrılıkları?
Ayrılıklar metreyle ölçülmez sevgili!
Acıyla ölçülür!
Sancıyla ölçülür!
Yarayla ölçülür!
Kapanmayan ve sürekli kanayan hasret yarası.
Her mevsim sensiz
Üşüyorum yine...
Yağmurlar yağıyor sensizliğimin üstüne.
Yağsın,
Sırılsıklam yak beni varlığınla.
Güneşe hasret,
Yağmura hasret,
Yaşamaya hasret gönlüme
Vuslat ol, filiz ol, bulut ol, mavi ol
Gel sevgili...
DUYSAN
Yürek yangını sönmüyor,
Yâr olmayınca yanında.
Gecelere sığınsan da
Söndürmez hasretini tuzlu göz yaşların.
Candan geçilir de geçilmiyor canandan,
Firar edemiyor insan kendi içinden,
Özlemek kelepçe, onsuzluk zindan.
Yağmurlar bile doyuramadı toprağı,
Her baharda, oluk oluk yağsa da
Derler ya; "her kışın sonu bahar",
Baharına dargın olur mu çiçek?
Gölgesinde soldum hasretin.
Duysan sesini yağmurlarımın,
Seni seviyorum dese,
Gürül gürül gök yarılır içinde,
Yıldırımlar düşer kurumuş topraklarına,
Kim demiş gökyüzü, hep nehâr, hep nehâr
Gözlerden akan damla değil
Yakarışlar, dualar
Yağar sensizliğin üstüne
Yeşerir tüm umutlar
Bir duysan sevgili
Duysan da gelsen, şu deli gökleri
AHUZAR
Hangi çilenin ardından güldü yüzün?
Hangi acının ardında saklı tebessümlerin?
Yorgun akşamlarda kaldı hayallerin.
Geriye dönemezsin, kalbin tutulur.
Yaşamayı unutursun, kendini toplamaya çalışmaktan.
Yüzündeki çizgilerde saklı yılların,
Her biri ayrı bir acının, hasretin eseri.
Şöyle muhabbeti bolca bir çay keyfin olmaz,
Aklın ve kalbin hep bir yerlerdedir çünkü.
Düşer göz kapakların, unutursun zamanı,
Kalbim yorgun,
Kendime yeniliyorum,
Yorgun dizlerim, kaldıramıyorum bedenimi.
Keyifli bir akşam yaşamaya vaktin olmaz,
Ay düşmüştür gecenin güzelliğine.
Kalbine düşenler paramparça,
Yıldızlar da güzel, ama sen kadar uzak.
Sabahın ilk ışıklarıyla uyanırsın,
Yalnızlığını toplarsın önce odanın,
Bir yandan içini ısıtan çay demlenir,
Tabakanda sardığın sigaralar,
Saramadığın yâr düşer aklına,
Hasreti çekersin ciğerlerine,
Hayat iş der, güç der, haydi kalk der,
Dünya telaşı bizimkisi,
Bir de ana,
Bir de yâr,
Zaman nasıl geçer, anlamazsın.
Hep ahuzâr,
Hep ahuzâr...
KUM SAATİ
Kum saatinde saklı zaman,
Sızlayan parmaklarımın arasında akıp gidiyor ömrüm,
Sen yoksun...
Yorgunluklarımızdan,
Bir hayal gibi yaşadığımız karanlık gecelerden,
Seyredip geçiyoruz huzuru,
Bir trenden bakar gibi tepelere,
Cama düşen siluetin...
Aynadaki kırık bir yüzün arkasına saklanan ruhumuzu,
Acılarımızdan kurtarabilir misin?
Nefes darlığı içindeyim
Gecenin siyah derinliklerinde
Göğsüme düşen baskı
Vurgun yemiş bir dalgıç misali
Her gece umutlar gizlediğim sabaha nasıl uyanırım
Nasıl anlatırım sensizliği gökyüzüne
Ne ağlıyor ne de gülebiliyorum
Formaliteden ibaret monoton bir yaşam
İşte böyle dünün ardındaki günüm
Sensiz, çaresiz, güneşsiz...
Sen yoksun
Kırık aynadaki yaşantım
Yazdığım şiirlerde kaldı
Sayfaları kıvrılmış kitap gibi sevinçlerim buruk
Nasıl yaşanır
Kum saatinde saklı zamanda
Günler ne ki sevgili?
Akıp giden benim, yokluğuna
Sızılayan parmaklarımın arasından kayıp gider ömrüm
"Ah!" Sana dokunamayan parmaklarım
Sen yoksun...
NİSAN YAĞMURU
Ne çok sevmişsin
Yağmurların Nisanı sevdiği gibi
Toprak kokusuna karışmış duyguların
Çorak gönlünde mahesinler
Dökülür kelimelerin yüreğinden
Asude kokusu sarar her yanı
Sana hasret de güzel sevgili
Aşiyanımdır özlemek
Bakarsın öylece yollarda biriken yağmur sularına
Kuşları izlersin su içerken bir çukurun etrafında
Birikintiler her bir tarafta kalbimin
Tane tane döküyorum sayfalara
Bir gün
Okur musun bilmem sancımı
Hiç el değmemiş ağrılarımı
Göz değmemiş sevgimi
Dokur musun yüreğine
Nisan yağmurlarının toprağı okşadığı gibi
Sonsuz sevilmeyi, ister misin..?
ASİ VE MAVİ
Sana söyledim şarkılarımı,
Asi ve mavi.
Yalnızca sana yazdım şiirlerimi,
Vuslatı beklerken,
Sancılar içinde,
Belki diyerek.
Hasretinle yandım kıvrıldım,
Gecelerce.
Bir ben varım sen de
Bir de sende ben.
Ben yazdım, sen okudun,
Ben söyledim, sen dinledin.
Uzak şehirlerin karanlık gecelerinde,
Bekledik yıllara inat.
Terk etmedi sevdamız bizi.
Ölüp ölüp dirildik acılarla.
Yoğrulduk uzak sevdalarda.
Yüreğimizin son durağında bekledik.
Bekliyoruz,
Bekleyeceğiz,
Umutla,
Düşle,
Sancıyla...
GÖÇMEN KUŞLAR
Kelimeler, uçar umarsızca
Göçmen kuşlar gibi
Sıcak ülkelere.
Söyleyemediğim,
Dilimden dökülen acı sözler
Düşüyor içime
Hasretim gibi sıcak
Ellerin gibi...
Duyuyor musun sensizliğin sesini?
Uzaklar bize yakışmadı sevgili.
Dar geldi ömrümüzün üstüne,
Ne çok anlatacaklarım var sana
Kalbimin sesini duysan
Pare pare serzenişlerimin yankısını
Ölüm, baş ucumda duran bir bardak su gibi
Ve ben sana susamışım
Gurbetteyim diyorum
Yerimi değil, saksımı değiştiriyorlar
Gurbetteyim sevgili, gurbetteyim!
Boş boş bakınıyorum duvarlara
Gecenin sessizliğinde
Uzakların sesi yankılanır kulaklarımda
Hasret kokar papatyalar
Papatyaları öldürme sevgili
Yaşayan bir ölü gibiyim yokluğunda
"Hüzün aşkın evidir." diyor ârifler...
Dört duvar sen
Aşkı bilmez sözlükler
Git bir ölene sor...
HASRET
Kör kuyudur hasret dedikleri
Bakarsın göremezsin Yusuf'u
Beklersin gelmez
Sabır dersin dinmez acıların
Sarar vücudunun her yerini
Beklersin Eyüp misali
Şükür dersin dua olur
Sustuğun tüm düşlerin
Açılan avuçlarda
Yaşarsın zamanı
Zamansız
Son nefesini verir gibi hasret
BAHARIM
Çiçekler açmak için baharı bekler
Tek başına olmuyor hiçbir mutluluk
Baharım sen
Toprağım, güneşim, suyum sen
Filiz filiz büyür içimde sevgin
Tek başına sevgi de yetmiyor
Gel
Kuru bir çölden farksızım sensiz
Gecem ayaz,
Gündüzler alev
Bir kardelen de değilim hüma kuşum
Gel
Açması için huzur çiçeğinin
Beklemek dediğin yorgunluk
Uzunca bir yorgunluk
Bir bilsen
Kimseye anlatamadığım
Necm-i dırahşanım
Hüma kuşum
Tek başına olmuyor hiçbir mutluluk
Hiçbir bahar
Hiçbir sevgi
Hiçbir ben
Sensiz olmuyor
Bir bilsen
LİMAN
Bir şeyler geçip gider ömrümüzden,
Kalır bazı anılar, bir liman gibi kalbimizde
Demir atmış, belki de karaya oturmuş bir gemi gibi
Yalnızlığın kokusu sinmiş,
Yosun tutmuş iskelede,
Geceleri mesken tutmuş yalnızlar.
Yıldızları sessizliğin kuytusunda izlerken,
Uzaktan gelen tekne sesleri bozar ahengi,
Silkinir tüm düşlerim,
Gitmek istediğim uzaklara dalar gözlerim,
Haykırmak ister ruhum,
Dünlerin derinliğine.
Yalnızlığın sinmiş kokusu,
Sevmek artık uzaklaşır limandan.
Ne kadar kaçsan da dünden,
Yine de dönüp çark ediyor insan yarım kalmış sevdasına.
Ekledim sahilinin kıyılarında acıyı,
Hasret denizinin
Seni seviyorum nidalarıyla
Uğurlarsın tüm anılarını
Böyle bir şeyler işte,
Geçiyor sensiz ömrüm,
Yokluğunun gecelerinde
Bekledim acıyı...
KABUK
Kabuğa çekildik hayatın içinde
Kanayan yaralarımızı dağladığı gibi
Kabuğun altına gizledik tüm hatıralarımızı
Kabuk tutmayan yaralarımızı
Akla her geldiğinde kanıyor acıtarak
Gecenin karanlığında daha başka
Damla damla düşer anılar
Silinmiyor kalpte mazi
Kan damlar gözlerimden
Kana kana susamışken yâre
Her gidemediğinde
Kendi kabuğunda çürüyor insan
İçten içe
Şarkılar jilet kesiği:
"Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi"
Unutmamak, kurutmuyor yarayı
Aklımın esirindeyim
Dedim ya!
Kendi kabuğunda çürüyor insan...
NEREYE
Kalpleri birbirine ısındıran Rabbim
Mutluluğumu, huzurumu, ömrümü de senin kalbine koymuş
Söyle şimdi nereye gideyim
HASRETİN YALNIZLIĞI
Kelimeler gelir bir araya
Gecenin üçü dördü farketmez
Cümle olur içimde, sancılı, yaralı cümleler
Ansızın geçer
Kağıda düşer bütün hasretler
Cümleler var dokunduğu yeri yakan
Üstelik yalnızken
Bir yanında vuslata gebe kalmış hayaller
Yazmakla tükenmez en yoğun hisler
Çaresiz bekleyişler, özlem çektiğim en mutlu anlar
Boğazına düğümlenir haykıramadıkların
Belki de sessiz bir çığlıktır kelimeler
En güzel hatırım
Gözlerine bakıp; "seni seviyorum" demek
Yazmak hatırları, acıtır insanı
Umutları sıralar, umudu yok edersin
Gider gelirsin yazamadıkların arasında
Kıyamazsın en güzel anılarına
Unutulmaz dersin
Susarsın beklersin içten içe yanarak
Geceleri üşürsün, aklında canlanır mazi
Ağustos sıcağı içinde
Uykudan uyanmış gibi
Kendine geldiğinde biter mısralar
Bir düş sancısı daha biter
Terler içindeyim hasretin yalnızlığında
Gözyaşlarımda boğulur tüm hayallerim
Düşler, anılar ve şiirler vurur her gece kalbime
Bilmezsin...
HAYAT
Bu son olsun
Yalnızlığa mühür vurmuş hasretin,
Hayat bu kurban olduğum
Sevmek olmasaydı neye yarardı yaşamak
Yaşamak bu kadar basit mi,
Acısında değilim
Vursan, vursan, vursan, hep vursan
Kanatsan da yarımsın
Yarınımsın
Bahar gibi gelmeliydin
Kışı öyle sevdim ben
Gülümsemek gibi dost muhabbetlerinde
Yalan-yanlış
Kimselere söyleyemediğimsin
Sığ düşüncelerde yaşamak mı hayat
Hasretin koynunda beklemek mi
Gerçek yaşananları unutmak mı
Mutlak acıların hakkını vermek mi
Görmeden sevmek midir hayat
Gördüklerimi düşlemek midir
Geleceğimdeki umutlar
Hayat hep acı hasret midir
"Ve seninle yaşayamadıklarımdır hayat"
ESARET
Esaretindesindir yaşamın
Akrep ile yelkovan arasında sıkışır umutlar
"Gelmemek" diye bir yer var
Baka kalırsın umarsız gecenin karanlığında
Tutsak duyguların
Hasretlerin
Yanarken soğuk kışlarda için
İçin için
Beklersin umudun geleceğini
Zaman dersin
Sadece beklersin
Kimseler anlamaz soğuk duruşlarını
Issız duygular içinde kaldığını
İNSAN SEVDİĞİYLE DİNLENİR
Bana yalnızlığınla gel
Serseri düşlerinle
Bir omuz aradığında güven duygusuyla
Yıpranmış yorgun kalbinin rüyasıyla gel
Koy başını omuzuma
Bir yıldızın gökyüzünde duruşu gibi
Bir bebeğin ana kucağında uyuması gibi
Düşlerin dinlensin
Gözlerin gülsün
Sen yorgunluğunla gel
Ben gönlüne söylerim şarkıları
İnsan en güzel sevdiğiyle dinlenir
Gözlerim melodi
Ellerim şefkat olur ömrüne
KALP GÖZÜ
Aklından çıkmaz yüreğine bağladığın
Demir atmak gibi değil bir gemiyi limana
Seferi yok sevdanın
Düşünürsün her dakika mekan önemli değil
Her neredeysen
Uzaklar sana gelir
Uzağındaki ırak
Her zaman yanında hissedersin
Gözlerin görmese de
Kalbin görür...
MAZİ
Hayat tersine akar
Geçip gider ömür dediğin
Irmak gibi
Yollar, yıllar, aklım, kalbim, geçmişe gider
Geleceğim meçhuller içinde
Bir sen varsın bende
Bir de geçmişimiz şimdi
Tüm mal varlığım bu, yoksunum
Oysa ben umutlu yarınlara uçmak isterdim
Gökyüzüm
Kuş gibi sevdim umutlu yarınlarımızı
GİDEMEDİĞİM HUZUR
Özledim
Kaç yıl geçti aradan
Kaç anı ıslandı kalbimde
Şöyle karşılıklı oturup kahve içmeyi
El ele sahilde yürümeyi
Islanarak yağmurda
Nisan yağmurlarının şefkatine sığınarak
Tıpkı seni özlediğim an gözlerimden dökülen yaşlar gibi bu yağmurlar
Ağlamasam çatlardım
Dört duvar arasından çıkamıyorum
Kalbimden çıkaramadığım gibi seni
Hayaline daldı yine gözlerim
Karantina, duvarlar arasında sevdiğim
Ben hep sana geliyorum, her yerden
Gidemediğim sana
Sahiller boş martılar kayıp
Sessizlik alabildiğine
Tıpkı boynumdan öperken, seni seviyorum deyişin gibi
Özlediğim birçok anı var senle yaşanan
Her biri ayrı bir şiir
Her biri ayrı bir mutluluk
Düşündükçe seni içim NİSAN
Yağmurlarını al gel
Masamda yine soğumuş kahvem
Yarım kalmış sigaram
Bak yine akşam oluyor
Güneş terk ediyor bizi
Aya benzetiyorum biraz da seni böyle zamanlarda
Gecemin ıssızlığını alıyor yüzün
Bugün de gel diyemem,
Umudum tükenmesin
Gel demeyi özledim...
Diyebilmeyi
Gelemesen de
BİLEMEZSİNİZ
Belkilerin bile olmadığı
Yokluğunda sarıldığım hayallerini
Kaybolup giden ümitlerimi
Uçamadığın gökyüzünü
Martısız kalmış denizlerimin
Gözyaşlarını göremezsiniz
Boş sokaklarda
Yanmayan lambaları
Karanlığın içine gizlenmiş anılarımı
Kaldırımlarda onu saatlerce beklediğimi
Üzerime yağmurlar yağarken
Sırılsıklam ıslanmış düşlerimi
Gecenin siyahına
Düşen umutlarımı sakladığımı
Nefes alırken, onsuz hayatı yok saydığımı
Nereden bileceksiniz ki
Yüreğimde ki yangın yerini
Giden gençliğimi
Kaybolan değerlerimi
Giden gençliğimin sayfalarındaki kara bulutları
Yüreğimdeki keskin sızıyı
Suskunluğumdaki hasreti
Nereden bileceksiniz ?
ANMAK
Gün içerisinde aramak değildi hatırlamak
Kalbin her atışındaki hissettiğin duyguydu...
KADEH
Geçmiş zaman olur
Ben geçmeyenlere içerim
Soğuk acılarımı, hüzünlerimi
Kadeh kadeh
Bir bardak dolusu şiir düşer aklıma
Her çekişimde derinlere maziyi
Sarhoş olur kelimelerim, mısralarım
Çıkmaz yollarına düşerim
Her yudumda hasret
Her yudumda umut
Her yudumda binlerce sen düşer kalbime
Derin bir nefes gibi çektiğimsin
Ardına bir offff çöker geceye
Sarhoş gönlüm nida eder
Gecenin ayazında soğuk soğuk
Duy beni NİSAN gözlüm
Bir kalp sızar yorgun mısralarıma
Bir ben ölürüm geçmişin anılarında
Bir sen yaşarsın içimde
Sağlığına tüm şiirlerimin
Bugün de sendeyim
Sağlığına bitmeyen hasretim
BEKLEMENİN ADI SEN
Şimdi şu saate
Çıkıp gelecek diye bakarsın
Dalar gözlerim yapraklar dökülmüş sahil yoluna
Yapraklar rüzgar bekler
Ben umudu
Deniz'in üzerinde uçan martılar
Maviyi bekler
Sesleri kulaklarımda
Çağırır beni gökyüzüne
Çevremde hiç tanımadığım insanlar
Uzaktan anımsatır seni karşımdan gelen yabancılar
Yem atar küçük elleri ile güvercinlere çocuklar
Tıpkı kalbim gibi aç güvercinler
Gülümsemelerin bir çocuğun elleri kadar
Kalbimde huzuru özlediğim
Gel, uzakta da olsan gül rüzgarlara
Şenlensin çocuk ruhum
Gül ki
İçimin gökyüzünde uçan martılar çığlık atsın
Bekledim
Sahil kafeteryasında
Her şey yerli yerinde
Bir benim yalnız
Masamda soğuyan çay
Kül tablası tıka basa beklemek dolu
Beklemenin adı bugün sen
Yarın da
Hep sen
Gelmeyişinin adı yok lügatta
Ben yokluk diyorum
Kalbim acı
Son seferde yolculuğum ay parçam
Belkilere saklıyorum her bekleyişimi
Umudumu da alıp gidiyorum
Başka maviliklere
Başka bir zamana
Gelmenin adının sen olduğu zamanlara Gel...
ÜŞÜYEN SERÇE
Satırlara düşen kelimeler
Bir bilsen beynimin bin katar dolu sancılı sözleri
Nasıl taşıdığını
Nasıl vurduğunu kalbime
Yine de
Geçmek yazmaz aşkın kitabında
Mutluluk doruklarda
Olsun
Senden geriye kalan
Umut kırıntıları ile
Bir serçe misali avuçlarında
Kar düşmüş pencerelerde
Buğulu camlardan içeriye bakarken
Titrek bedenimle
Avunurum hayalinle
Saatler geceye mahkum gibi
Gecenin de umudu ay gibi
Ay gibi yüzünü beklerim
Zamanın serseri yollarında
Umudumu
Beklerim...
DUYUYOR MUSUN?
Kelimeler uçar umarsızca
Göçmen kuşlar gibi
Sıcak ülkelere
Hasretim gibi sıcak
Ellerin gibi
Duyuyor musun
Sensizliğin sesini
Boş boş bakınmak duvarlara
Gecenin sessizliğinde
Uzakların sesi yankılanır kulaklarımda
Rana kokar ölü papatyalardan
Ölünce kokarmış papatyalar
Yaşayan ölü gibiyim yokluğunda
Pare pare özlem tüter
Aşkı bilmez sözlükler;
Git bir ölene sor
UMUDA AÇILAN PERDE
Umut her zaman vardır
Gökyüzü kapalı olsun
Bulutlar kaplasın alabildiğine
Karanlık geceler sarsın yıldızları
Umut bu dostum
Elbet gün doğacaktır
Geceden aç pencereni
Perdeni, kalbini
SENDE SAKLI
Öyle işte...
Yazar yazar silersin cümleleri
Sildiğim şeylerde sen
İçimden geçenleri bilene hasret yüreğim
Görenim
Anlayanım
Kördüğümü çözenim
Yorgunluğu üzerimde satırların
Gözlerinde dinlendiğim
Bir kadının gözyaşları kadar acılarım
Ellerine hasret
İlmek ilmek dokunmuş içime sözcüklerin
Duyuyorum
Üç yüz altmış beş günüm aynı
Her günüm özlem
Değişmeyen sevdamın dizeleri
Sevmesini bilene hasret yüreğim
Öyle işte...
Zaman sende saklı
Umut sende
Yağmur sende saklı
Ben kuru toprak...
DALIP GİTTİĞİM DİYAR
Beklemek mi
Gözlerin dalıp uzaklara
Sonu var mı bu gelmeyişlerinin
Karanlık kaplı gökyüzünde
Yağmuru beklemek gibi
Özlediğim,umutsuz yarınlar kadar uzak
Bir yağsam endişem bitecek
Dokunacağım saçlarına
Oturdum izliyorum denizi
Uzaklarda sımsıkı tuttuğum ellerini
Görsen ağlarsın
Buğulu camlar ardında izlenmiyor gökyüzü
Gökyüzü ki umut
Bulutlarımın evi
Yine de hiç bitmeyecek sancılarım
Geçmiş, gelecek ne varsa biriktirdim
Dolu bir bulutun içinde
Rüzgarı arkama alıp varmak senin yurduna
Hepsi bir hayalden öte
Yağmak, yağmak, yağmak, yağmak
Hasret bitene kadar yağmak
Hasret biter mi
Apansız düşer yüreğine
Düşer de deler geçer
Belki gözlerim kapandığında sonsuza
Yine hayal kurdum bu gece
Yeni doğacak günlere
ÖLÜME DENK
Sevda yüklü sayfalara yazdım hasretimi
mürekkebim siyah
Her biten günün ardında umutlarım
Umutlarım ki mavi
Kaç mevsimi geçti sensizliğin
Ve hep kış
Ayazda düşlerim
Nisan yağmurlarında dolu dizgin
Sırılsıklam bekleyişlerim
Ömrümden geçer gider dünler
Yarınları anlamlandıran, senli hayallerim
Anlamlar yüklediğim
Sılam, dağım, yarımım, yarınım
Çok söze ne hacet
Seven anlar bir beklemenin kaç ölüme denk geldiğini
BİR SEN EKSİK
Ve geceleri yastığım hasret kokar
Bir baş eksik
Bir nefes
Uykular nedir ki gözlerden kaçan
İnsan kendinden kaçamıyor özleyince
Uyku yarım ölüm derler
Ölüm de gelse çare değil
Sensiz geçen gecelere
Her sabah solumda bir hançer kesiği
Yoklarım kalbimi
Bir şeyin yoksa sevinirim
İnsan yarasından tutarmış sevdiğini
Ölsem de her gece hasretinden
Bırakmam seni
BİR SES VER
Aşkın elinden içilen her söz
Yakar güneşi içmiş gibi
Soluğundan öptüğüm yâr
Bir ses ver
Bir gün de güneş doğsun sokaklarıma
Kara bulutlar
Düşen her yağmur tanesinde sen
Vuslatı yaşarım senli hayallerde
Varmışsın gibi
Şehrin keşmekeşinde
Avuntular da yorulur sevgili
Bir ses ver
Şiir düşsün yüreğime
Mavi düşsün uçsuz bucaksız
Yokluğunda buldum ölümü
Sen kokar yağmur sonrası
İçime dolar
Varsın diye ölmüyorum
AŞKIN ELİ
Kor olur aşkın elinde
Hasretle dövülür düşlerin
Ona her baktığında çekiç darbeleri vurur gibi göğsüne
Can yakar her bakışı, öldüğünü sanırsın
Yine ölmezsin
Körükler sevgini son nefese kadar
Yanıp tükenmezsin
Bakışları kumdan alev
Şekil verir sonsuz acılarla
Kendinden geçersin
Suyunu dökmeye gör
Yutkunuyorum sensizliği, diyemiyorum, akamıyorum
Sen oluyorum büyülenmiş gibi
Boynum garip
Acının elinden çıkmışım neylersin
DALGALAR
Dalgaların kırılıp sahile sarılması gibi
Art arda sevmelerim
Karşımda durup gülümsediğinde
O kumsaldı orada sessizce bekleyen
Her baktığında gözlerime
İçimde dalgalar coşarken
Sarılmayı bekliyordu usulca kollarım
Yaşamayı
Sevmenin derinliğini
Kucak kucak
Geleceğim derin sulardan
Yüreğinin kıyılarına
Ne vakit karşımda dursan
Coşar içimde dehliz dehliz sevginin dalgaları
GÖZ YAŞIM
Hasret ektim
Sevdamın topraklarına
Gözlerimin alabildiği uzaklara
Yüreğimin gittiği uzaklara
Görmedim o güzeli
Ordaymış
Maviymiş düşleri
Görmedim
Mart'ın sinsi ayazını kıracak
Nisan yağmurları
Bereket düşecek gönlüme
Beklerken seni yağmurum
Yağmurum dedim sana
Gözlerinden gönlüme düşen
Tohumları saçılır gülümsemelerinin
Beklemek olur canın adı
Çiğ tanem
Hasret olur bekler
Ömrümün son durağında
GECEYİM SENSİZ
Hapsoldu yüreğim sensizliğe
İçimde koskoca bir yalnızlık bağırıyor
Issız
Ve karanlık
Nedeni bilinmeyen bir derbeder
Asil bir yorgunluk
Sensizliğin ardında gizli umutlarım
Neden gelmiyor bu uzaklar bana
Bir bir yanıyor bu şehrin sokak lambaları
İlk akşamdan hasretin yakıyor acılarımı
Vuruyor bir çaresizlik sol yanıma
İçimde bir çığlık
Sen diye bağırıyor yokluğunun ilk akşamında
Bu son olsun diyorum
Hiç olmuyor...
Gecemi aydınlatan yıldızlar
Ve düşlerim
Ah olmayan o gülüşlerin
Yokluğunun ertesinde çığ gibi büyüyor
YÜKÜMSİN
Gittiğin yollara akıp gidene
Heyhat
Düşer içime sensizligin çıkmazı
Gecelerim bitmez
Uzar gider hasretim
Sıradağlar misali
Gittiğin yollar kadar
Dinmeyen geceler de var
Hasretim, dağlar kadar
Yükümsün benim
BİR SES BİR NEFES
Tutamıyorum içimdeki acıları
Akıp gidiyor kalbimin derinliklerine
Saklayamıyorum şiirlerimden
Gözlerimden uzak gün yüzü
Her yer zemheri
Beklemek, bir uzuv gibi duruyor sinemde
Yaralı
Direncim düşüyor her geçen gün
Aklımdan geçiyor her yeni gün doğumunda
Seninle yaşanacak bir hayatın özlemi
Sabahlarımın güneşi
Yokluğunu yaşamaktan usanmışım
Mum alevinde aradığım
Ruhumun zifiri karanlığına küçük bir ışık
Vuslat, hayat ile eş lügattimde
Belkilerle yaşanan hayaller
İçimden gelen küçük bir sesin izinden gider
Bir ses bir nefes desem
Işıkları sönmüş içimin sensiz sokaklarının
Bir mum alevinde aradığım umut
Yandıkça tükenen
Ömrüm gibi
UZAK SEVMELER
Sineme çektim tüm yorgunluklarımı
Sahte sevgileri yargıladım sessizliğimde
Sahte aşklara inat
Kaybolup gözden uzaklara çekildim
Kusurlarını kapadım tüm yanlış hayatların
Ve yalnızlıkların
Olmayacak dualar biriktirmedim
Allah bilir
Allah görür
Seni de beni de sevdiğimi de
Gözlerine mim çekilmiş umutlarımın
Yokluğunun mağarasında kalmış sessiz duygularım
Çığlık çığlığa
Ortasında bir ben yalnızım matemlerimin
Gece gibi
Varsın dökülsün gözlerimden iki damla yaş
Oysa ki hep öyle olurdu uzaktan sevmeler
Dökülen yaşların karanlıktaki ıssızlığı
Acılarla yoğrulup içimde kalan hasret
Ben sinem derim
Bir "Ahhh!" kopar uzunca
Beklerim göğsümdeki sen ile yollarını
Gecenin sessiz karanlıklarında
Gelmek istersin, gelemezsin ayağında bağlı prangalarla
Kalbin öylesine özgürken delice
Bu gece tutuyor seni
Bu ay
Bu yıldızlar
Tutulduğum sevda yetmiyor umuduma
DEMİR ATTIM YOKLUĞUNA
Rüzgâra bıraksam hayallerimi
Kendimi
Getirir mi beni sana
Gözlerinin baktığı derinlere
Kalbinin kıyılarına
Demir atmış umutlarım
Demir atmış acılarım
Duyuyor musun çığlık çığlık özlemimi
Sızlar yokluğunda vuslatın çaresizliği
GEBE
Diyecek bir söz bulamadım
Yutkundum tüm kelimeleri
Aciz kaldım
Kalp,kalpten geleni işitirmiş
Mesafeler uzak olsa da
İçimden geçenleri duyuyorsun
Duyuyor ağlıyorsun biliyorum
Ta şuramda hissediyorum seni
Ve sustuklarını
Hasretin dağ gibi biliyorum
Gel diyorsun içten içe
Gelmek, bir yaralı kuş gibi çırpınıyor içinde
Bekliyorum, bekliyoruz yine bir gün batımını
Doğacak yarınlarda umutlarımız
Bir yaşamaya gebe
USULCA DOKUN
Şarkılarda anlatamadıklarım
İçimden geçenler
Geçmeyen acılar
Her şarkıda büyür büyür anılar
Ve her şiirde
Kalbe dokunur
Ben artık kalbe dokunanlar dökülüp saçmasın istiyorum
Mesela gözlerin gibi
Her baktığımda toplasın beni
Şiirler tüy gibi düşsün yüreğime incitmeden
Sen bana ilham oldun kalbime dokundun sevgili
Bir papatya gibi dokundun
Bir gelinin saçlarını örmesi gibi
Kalbe dokunmak el ile değil
Söz ile
Bir bakış ile
Bir şiir ile
Merak etme
Şiir olur elbet dokunurum ben de kalbine
İncinenler incitmezler sevgili
Usul usul dokunurum
Bir ay akşamında
Bekle...
ŞARKILARDA UMUT
Şarkılar söylersin ya içinden
Hüznüne eşlik etsin diye
Ya da sevmenin zirvesindeysen
Nağmeler dokunsun istersin yüreğine
Korkularını ve sevinçlerini bastırırsın
Tesellin olur şarkılar...
Sensizlikte öyle işte
Yokluğunda söylüyorum
En sevdiğin şarkıları
Yaşasın diye umutlarım
EN DERİNE
Yüreğimin cam kenarından ayırdım yerini
Deniz manzaralı, en sevdiğinden
Şiire yaslan, rahatla
Umutlarımı sakladım mısraların arasına
Bıkmadan bekledim kelamını
Akşam güneşinin batışında bekledim
Gece yazdım şiirlerimi kalbin duysun diye
Bekledim,
Bekledim,
Bekledim,
Gözlerinde doğacak güneşi
Sözlerinle yanacak ateşi
Baştan ayağı, sırılsıklam yak diye
Kim bilir göremeden sızdı içime can gibi
Yerleştin yüreğimin cam kenarına
Akşam güneşinin batışında
Deniz manzaralı yerine
En derine...
Kelamını özledim
HOŞ GELDİN
Yorgunum dedi
İnsan yorgunluktur biraz da
Sevmekten de yorulur bazen
Değeri bilinmezse
Ellerini tuttum
Ellerimi tuttu
Yıllar sonra
İlk kez mutluydum
Gözlerinden aldığım huzurdu yüzümü güldüren
Yüreğindeki iyiliği gördüm
Sevgiyi gördüm
Yılgınlığı gördüm
İnsan sevince görüyor
Sevdiğinin kalbinin her halini
Dalgalanmaların ardından durulan denizler gibiydi
Gülümsemelerin ardında nice acılar saklıydı
İnsanı en çok sevdikleri yoruyor
En çok onlar dinlendiriyor
Hazırım dedim gelecek olmaya
Hep hazırdım
Bulut olmaya
Yağmur olmaya
Nisan olmaya
Eylül olmaya
Sevda olmak eylülü göze almaktı biraz da
Her "şey'im" hoş geldin
ÇARESİZLİK
Hasretin adı kaldı dilimizde
Acısı yüreğimizde gözlerimizde
Bir ömür
Umudu öldü
Yaşasa da kalbimizde sevgisi
Bir mezar kazıldı içimize
Bedeni yeryüzünde
Cesedi yüreğimizde
Ömrümüz yorgun
Yükümüz ağır artık göğsümüzde
Ne kaldı bu aşktan geriye
Yorgun yıllar
Hasret ve acı
Kadere mahkum sevgi
Ve anılar
Çaresizlik..
BULUT BULUT SEVDAM
Nisan yağmurları gibi düşer gözlerimden
Usul usul hasretin
Kendi yaşını kendi siler insan
Avuntular fayda etmez
Hiç kimse değil
Yalnız sen anla beni
Sustuğum kadarsın
Seni özlerken yeşerir mi hayat
Su damlası acıtır mı insanın tenini
Özlerken acıtıyor
Neden gittin demiyorum
Gerçek sevgi nedensizdir çünkü
Gökyüzü hiç bu kadar eflatun olmamıştı
Ve şiirler hiç bu kadar kasvetli
Dizilir boğazıma yumru gibi mısralar
Hece hece düşer senli düşlere
Eylül de bitti bak
Kışlara gebe umutlarım
Kuşlar kışları sevmez sevgili
Gözlerinde yaşarım baharı
Biraz yeşil
Biraz mavi
Sen bahar ol gel ömrüme
Ömür dediğin seninle anlamlı
Ben gözlerinde gökyüzü görüyorum
Umutlarım gözlerinde
Beni bana bırakma
Bitsin artık bu şiir
Nisan yağmurlarından önce
Gel...
HEP BÖYLE KAL
Sabahın sessiz durgun denizleri gibiydi
Sesini duymak
Gün doğumunda kızıllaşan ufku seyretmek gibi
Ezan sesi ile bin bir çeşit öten bülbüller
Aksiseda olur kalbimin duvarlarında sesin
Ruhum dinlenir kısacık bir an için
Unutamayacağım bir an
Gömdüm aklımdan geçen maziyi
Bir seni dinledim
Bir sende dinlendim
Huzurun eşsiz sesiyle birlikte
Masmavi sesinle
Özgürlüğümü verdin yeniden
Sesinde sabahlar var
Bir çocuğun masumiyeti var
Sesinde NİSAN var
Hep böyle kal
KANADI KIRIK KUŞ
Kanatları kırık martı gibi
Gökyüzüne hasret kanat çırpışlarım var
Çığlık çığlığa
Rıhtıma bağlanmış sandalla çıkıp sana gelmek gibi ıztırablarım var
Kaç kürek çekmeliyim
Kaç yürek daha öldürmeliyim hasretinden
Gelmen için
Hırçın dalgaları aşıp gelebilirim
Neylersin ki
Boynu bükük sevdam
Naçar sevdam
Yorgun sevdam
Durgun denizlerinin kıyısındayım
Uçsam nefes aldığın gökyüzüne
Yaralarıma dokunsan
Bir bir kurusa ciğerime yapışan özlemin
Düşlerim, arzularım, hep sana varmak için
Neylersin ki
Kanadı kırık martı misali ömrüm
Gelemiyorum
Ölemiyorum
YALNIZLIK DEĞİL TAMAMEN SENSİZLİK
Susmaktı ilk önceleri yaşadığım
Susup susup kanamak
Bir hayal gibi sonra
Sonra bakarım gözlerinin içine
Gecenin sessizliğini dinlerken
Getir dersin gözlerini
Kalpten kalbe
Bitsin bu acı
Yalnızlık değil benimkisi
Tamamen sensizlik
Anlatamadığım, sustuğum, yokluğun
Bir ay ve bir kaç yıldız bilir bunu
Dinlerim geceyi, gece beni dinler
Gözlerimdeki nemle
Nemlenir kirpiklerim geceden ağır
Ve ıssızca düşer yanaklarıma
Yaşadıklarımızı unutmak ne haddime
Işıl ışıl yıldızlar gibi her gece önümde
Bir şiir yazar geceye kırık kalemim
Kelimeler yakamoz olur düşer yüreğime
Yüreğim geceye
Gece içime
İçim sana
Düşer her gece
YEŞEREN UMUTLAR
Bir ağaç kadar sabırlıydık
Soğuk kışlar geçti üzerimizden
Döktük yapraklarımızı
Kırılan dallar, budak budak
Dimdik durduk yine de göğe doğru
Yıllara inat
Yaşadık sonbaharları
Sararıp solsa da rengimiz
Sevgimiz yeşil kaldı
Bunu tüm baharlar bilir
Bir ağaç kadar sabırlıydık
Umut olur diye düşledik her gece
Düşlerimiz dua olsun diye
Her dua bir umut değil mi
Şimdi üzerini örterim sensizliğin
Bahar gelmeden ısınır yüreğin
Mevsimler gelir geçerde ömründen
Göğsünde neşv-ü nema bulunur
Çiçek açar umutlar
Zifiri gecelerde biriktirdik tüm sabırlarımızı
Bir ağaç gibi
Bekledik baharımızı
SANADIR TÜM SÖZLERİM
Çalarken ömrümün sessiz sirenleri
İçimdeki boşlukta yankılanır
Kimseler duymaz yokluğumu
Hatırın sorulmaz düştüğün yerden
Bir yokluk nasıl anlatılırki
Tutunamadığın bir hayatta
Ne şarkıların dili olur
Ne de şiirlerimin
Gökkuşağını kaybetmiş
Yağmur sonrası Güneşim
Varlığını anlatamadan geçti yıllarım
Sadece izi kaldı gözlerimde
İçimde dolan bir boşluk
Görünmüyorum insanlar arasında
Yalnzıca bir hasretin kozasındayım
GÖNLÜMİN HUZURU
Çay da güzel ya
Muhabbetinle
Senli sohbetlerin ardında saklı en güzel tatlar
Senin sesinde yuva yapmış kuşlar
Sözlerin, demlenmiş çayın renginde
Yorgunluğumu alır
Bakma öyle, gözlerin dalmasın boşluğa
Bak bardağın boşaldı yine
Doldur da içelim ellerinden
Gönlümüz sevgiyi
Gönlümüz huzuru
Gönlümüz hayatı tatsın
KALBİMDE SEN
Şiir de bir dost arar
Kahve gibi yalnızlığa dokunur
Telvesinde kalır kelimeler ve tatlar
Gözler dalar alabildiğine uzaklara
Sessizliği yudumlarım mısra mısra
Gece hiç ıssız olur muydu sen olsaydın
Şu otel odası sessiz olur muydu
Ve kahve acı olur muydu hiç
Ya şiirler
Hiç bu kadar kanatır mıydı..?
Deniz kıyısı, kahve ve şiir
Ve eylül akşamları
Yalnızlığa ortak olur
Düpedüz yalnızlık olur
İçimde yaşattığım bir kalptir
Sen olsaydın hiç acır mıydı kalbim
Anılarını hatırlar mıydı sen sen diye
Kalbimin kıyılarına vuran sesler
Şiir oluyor
Kahve kokusunda sen
Şiirlerde sen
Eylül akşamlarında sen
Kalbimde sen
Söyle ben nereye gideyim sevgili
HER GECE
Hasretin vurdu yine solumdan
Bu gece de
Yarım bıraktığın ömrüm gibi
Yarım kaldı şiirlerim,
Kültablasında sigaram
Bardağımda çayım
Heveslerim
Bir tek acıyı yaşıyorum, tam
Sevdam gibi
Sevdikçe
Özledikçe kanıyor
Keskin bir bıçak gibi
Hep bu saatte vurur sol yanıma
Sen diye kapatacağım gözlerimi bir gece yarısı
Uyanmak mı vuslatın sabahına
Nasip deriz güneşin doğuşuna
Kaldığım yerden devam ederim
Adın dilimde bir hece
Bilmezsin kekeme gibi
Her gece
Her gece
Her gece...
GRİ HAYALLER
Yine günlerden Pazar
Ve yine Kasım'da bir akşam
Kurumuş gözlerimde akşamın ayazı
Ay girer penceremden
Hüzün dolu yüreğime
İçimin donuk renklerine vurur şavkı
Gri ve siyah soğuk hayallerime
Yaşayamadığımız
Hatırlar mısın
Deniz kıyısında bir kasım akşamı
Çınar ağacının altında
Kahvelerimizi yudumlarken
Gün batımında hayallerimizi konuşurduk
Gözlerimizden dökülmüştü yaşlar
Bak bu anımız da şimdi paramparça döküldü avuçlarımdan
Tekrar yaşayamadığım her anı gibi
Kaldığım yerlerde hep sen
Gidemediğim yerlerde hep sen
Kasımda sen, akşamda sen
Yaşanmayan sen
Süründüren anılar
Öldüren hasretin
Bu kasımdan sonra da aralık'ta kaldım, hasret'im...
İSTİYORUM
Yoruldum içimin çıkmaz sokaklarından
Boşuna yaşanmış gibi hayattan
Boşluğa düşmüş gibiyim gözlerinden
Derinliklerde yaşamaktan
Ve peşinden koşmaktan gerçekliğin yoruldum
Hergun atan,
Nabzını tuttuğum kalbim
İçindekileri dışarıya atamamaktan yoruldu
Yoruldum
Kendimi tutamamaktan
Ağırdır hakikat yüreğe
Belki bir kalabalıkta
Hani bir dolmuş içinde karşılaşırsın da
Kalbin ona dönüktür
Kaldırıp başını yüzüne bakamamak var
İçinde ki mavi gökyüzünde uçamamak
Bilir misin bu sancıyı
Belirsizlikler içinde yaşamak hayatı
Prangalar bağlı ayaklarında
Bir adım olsa da yürümek
Sürur içinde koşmak
Umudu avuçlarından çalmak istersin
Geride bırakıp her şeyi
Gidebilmek ona
Gözlerin arkada kalmadan
Hesap etmeden
Yaklaşmak
Yaklaşmak ve
Yok olup gitmek Kardelen kokulu nefesinde
İstiyorum...
DUYABİLECEK MİSİN?
Dağlardan geliyor kelimelerim
Bir tebessüm kadar sıcak
Bir nefes kadar serin bazen
Geçmiş yaraları kapatırcasına
Yaralarımın izine alıştım, çok oldu
Sonra bir gün apansız çıkıp karşına
Ellerimde güller ile
Kalbimde umut ile
Ben geldim yalnızlığına ortak olmaya diyebilmek
Sarılabilecek misin?
İlerisi meçhul olsa da yan yana
Çıplak ayaklarla yanında yürümek
Belki sahilde dalgaların ayaklarımıza vurması gibi
Yanan yüreğimizi serinletmek
Acılarımızı unutmak için
Gözyaşlarını kelimelerle silmeye geldim diyeceğim
Şiirlerimi okuyup senin kalbine dokunmak
Çocukluğumuzdaki o eskimeyen temiz duygularla
Bir şiir olup sevmeye geldim diyeceğim
Okuyabilecek misin?
Zamanı kolye gibi asıp boynuna, yanımda kal diye
Ve gözlerimdeki aşkın serinliğini
Görebilecek misin?
Gelmek, bir sevgi ötede sevgili
Duyabilecek misin..?
MED CEZİR
Med cezir yaşar yüreğimiz
Sonu belli olmayan yollarda
Gel gitlerde aşınır umut
Denizin kayaları oyması gibi
Geride bırakılan hüznün karmaşası
"Gelecek mi?" kaygıları sarar yüreğimizi
Ne sana dair bir ışık var gecede
Ne benden kalan bir aydınlık
Sorgular aklımız umarsızca olumsuzlukları
Ne bir adım atar
Ne de geri çekilirsin
İçinde huzur, aklında kaygılar
Gidemezsin vuslatın dikenli yollarına
Kanayan kalbindir
Acıyla beklersin o gelmeyeni
SONSUZ
Hasrete yenik düşen yüreğim
Garip, yalnız, çaresiz
Her gece sancılar içinde kıvranır düşüncelerim
Vuslatsız bir sevdaya düştüm
Yolun sonu çıkmaz sokak
Zaman mefhumundan bıktım
Beklemenin kıskacında
Geçti gitti ömrüm
Ayrılıklara kefen biçtim
Kavuşmak kanatsız
Kavuşmak yaralı
Acılarım ırmak gibi akar içimde
Sonsuz...
YAR YÜZÜ
Gece buldum gözlerini
Gökyüzü alabildiğine karanlık
Yıldızlar suskun, ay suskun
Sessizliğe yelken açmış duygular
Bir kalbimin sesi uyanık
Karanlıklar örtmüş denizin üzerini
O her zaman daldığımız mavi derinliklerde kaybolmuş
Anılarım nerede
Yâr yüzüne hasret kaldım
Yer yüzüne çıkamadım derinlerden
Umudun seyri bulanık
Kavî rüzgarlarda kaybolur gider kavuşmalar
Yıldızı arar gözlerim sema da
Yol gösterenim nerede
Düşlerde kaldı
Issız
Sessiz
Bulanık
KALBİMİN SESİ
Gece olur çöker hüzün
Çekilirim bir köşeye uykularım kaçar
Sen gelirsin
Anılar gelir
Bakarım öylece, ne yıldız var, ne ay
Duman çökmüş dağlara
Gecenin karanlığında
Senden bihaber
Gizliden yaşarım sevdamı
Kül tablasında unuttuğum sönmüş sigaram
Bardakta yarım kalmış çayım
Soğumuş
Kalbim gibi değil
Soğumuyor o beklemekten
Adını içimde söylerken iki hecede
Kulakların çınlar mı bilmem
Dinlerken sevdiğin şarkıları
Duyar mısın sende
Uzak sehirlerin karanlık gecelerinde
Kalbimin sesini
GİDEMEDİĞİM YOLLAR
Yalnızlığım
Duygularım ağrıyor sol yanımda
Hoyrat esen rüzgarlar
Gözlerini özlediğimden olsa gerek
Söz dinlemiyor duygularım
Yüreğindeki ses çağırıyor
Yankı yankı vuruyor sineme
Düşler yetmiyor
Bedenimin kaldığı yerlerde
Acı şimdi bir aslanın pençelerinde ceylan
Yağamayan bulutta su
Bende sen
Yüreğindeki ses çağırıyor
Gidemediğim yollara
Severek uğruna harcadığım ömrümde
Muştu şimdi göç mevsiminde bir kuş
Kanatları kırık
Umarsız yılların geçmişliğinde
Yorgun düşer
Beni bize çağırıyor
Yüreğindeki ses çağırıyor
Gidemediğim yollara
Seninle yaşayamadığım hayata
BİZ AĞLARIZ
Gün gün adımlarım sensizliği
Ardıma bırakıp gittiğim yıllarımın
Kaç satırı kaldı bilmem
Sonunu göremediğim şiirlerimin
Son nefese kalan vuslatın
Kaç saati kaldı bilmem
Takati bitmiş yüreğimin
Bir adım ileri gidemeyen umudum
Suskun şarkıların içinde kaybolur
İzi kalır kum tanelerinin üstünde istikbalimin
Bir dalga alır gider sevinçlerimi
Ruhumun derinliklerine gömülür
Ve sokakların her köşesinde anıların
Baktıkça geçmişe kanayan yaralarım
Sana dolu dizgin yazdığım şiirlerimin
Can verir satır aralarında dünyam
Sen anlarsın hasretim
Sen ağlarsın
Her gece böyle sen ve ben
Yudum yudum içeriz acıyı
Maziden kalan ne varsa
Kalbimizde canlanır
Yâr'in hayali düşer
Ben ve Biz ağlarız
KAR BEYAZI UMUT
Nefesimin kırıldığı zamanlarda
İçime sevdan ile doğan güneş
Zifiriyi unutturdu nicedir
Müjdelerim beklemede
Sana güzel sabahlar saklıyorum
Yüreğimin mahzenlerinin
Tozlu raflarına kaldırıyorum
Yarınlarımdan tutasın diye
Sorgusuz yaşanan hasretlikleri
Hesabı verilmeden çekilen çileleri
Gömdüm ömrümün derinliğine
Karşılıksız sevdiğim yâr
Sormadan, sorgulamadan
İçimdeki tüm acılarımı
Yalnızlığa dair ne varsa attım karanlığın en kuytusuna
İçime sevgiyle doğan güneşim
Beyaz bulutlar örtülü gökyüzünde
Bir umut var biliyorum
Sımsıkı tuttuğum
Kar beyazı düşlerde
Bilirsin bazı çiçekler kışın da açar
Hangi mevsim olsan da
Gel umudum
Karanlık düşlerde kaldı sevdamın tarabgâhı
Sevinçlerim nerede